Piyanist
Batı ile Doğu'nun, “Güzel” Uyumu…
Özgeçmiş
Yedi yaşında, piyanonun başında
Batı'nın enstrümanını, Doğu'nun makamıyla konuşturan, sayılı sanatçıdan biri…
Hilâl Çalıkoğlu yedi yaşında klasik batı müziği ve piyano eğitimine başladı; müzik hayatını İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda devam etti. Sonrasında klasik Türk musikisine yöneldi ve yedi yıl boyunca merhum piyanist Sabiha Nemlioğlu ile çalıştı.
İlgisini saz eserleri üzerinde yoğunlaştırdı; peşrevlere ve saz semailerine kendine özgü armoni yorumlarını kattı. Tanburi Cemil Bey'den Refik Fersan'a, Tatyos Efendi'den Çinuçen Tanrıkorur'a uzanan repertuvarı piyanoya taşıdı.
1986'da başladığı Devlet Televizyonu olan TRT'de yüzlerce televizyon ve radyo programlarına katıldı. Ulusal ve uluslararası organizasyonlarda çok sayıda konser ve resital verdi: 2000 yılında Boğaziçi Festivali kapsamında Emirgan Beyaz Köşk'te bir Klasik Türk Müziği piyano resitali, 2003 ve 2004'te Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda senfoni orkestrası eşliğinde konserler bunlardan bazıları…
Albümlerinde kimi zaman tek başına, kimi zaman keman ve udla, kimi zaman da İstanbul Radyosu'nun saz sanatçıları eşliğinde çaldı. Sanatçının eserlerinin bir kısmı, Spotify, Apple Music ve TRT Dinle arşivlerinde erişilebilir durumda.
Yorum anlayışı
Eksik perdenin yerine, armoniyi koymak…
Türk musikisi, koma denen küçük ses aralıkları üzerine kuruludur. Bir makamı makam yapan şey, çoğu zaman piyanonun sabit akordunda karşılığı bulunmayan bu ara perdelerdir. Segâh perdesi ya da hicaz makamının o kendine has ikinci derecesi, tuşların arasına düşer. Bu yüzden piyanoda Türk musikisi çalmak, bir eseri olduğu gibi aktarmak değildir; yeniden düşünmektir.
Sanatçının çözümü, eksik perdenin yerine armoniyi koymak olmuştur. Tek sesli bir peşrev, piyanoda akorlarla, geçki renkleriyle ve bas hattıyla yeniden kurulur; kulağın aradığı o ara perdenin bıraktığı boşluk, uygun bir armonik renkle doldurulur.
Bu yaklaşım, Türk musikisinde bir gelenektir aslında. Piyano Osmanlı sarayına on dokuzuncu yüzyılda girmiş, saray çevresinde bestecilerin ilgisini çekmiş ve zamanla musikimizin bir parçası hâline gelmiştir. Hilâl Çalıkoğlu'nun çalışması, bu geleneği saz eserleri üzerinden sürdürür.
Repertuar seçimi de bu tercihi anlatır: sözlü eserlerden çok peşrev, saz semaisi, longa ve sirtolar. Yani sözün taşıdığı anlamı değil, doğrudan ezginin kendisini piyanoya emanet eden formlar…
Fotoğraf arşivi
Albümler
Video arşivi
Basında
Asıl mesele nasıl çalındığı değil, neyin çalınmayı seçtiğidir.
Piyanist ve besteci Hakan Ali Toker, 2012'de Müziklopedi'de yayımlanan "Modern Piyano İle Neden Çoğu Türk Müziği Bestesi Çalınamıyor?" başlıklı yazısında bu meseleyi enine boyuna tartışır. Toker'in tespiti şudur: piyanonun sabit akordu yüzünden musikimizin makul ölçüde piyanoya uyarlanabilecek eser sayısı, buzdağının su üstünde görünen kısmı kadar azdır. Ama geleneksel repertuvarımız öyle geniştir ki, bu sınırlı küme bile bir piyanisti ömür boyu doyurmaya yeter.
Yazının sanatçıyı doğrudan ilgilendiren yeri de burada. Toker, bu sınırın farkında olarak çalışan ve eserlerini buna göre seçen piyanistleri ayrı bir yere koyar; Feyzi Aslangil ile birlikte Hilâl Çalıkoğlu'nu da bu isimler arasında sayar ve seçtikleri eserlerde bu ölçüyü gözettiklerini belirtir.
…kariyerlerini tamamen geleneksel Türk müziğinin piyanoda icrasına adamış olan piyanistlerimiz…
Hakan Ali Toker · Müziklopedi · 1 Şubat 2012 · yazının tamamı ↗
Bu, sıradan bir icra övgüsünden fazlasıdır. Alanın içinden bir piyanistin kaydettiği şey, bir ömrün tek bir soruya adanmış olmasıdır: piyano bu musikiyi nereye kadar taşıyabilir, ve o sınıra kadar hangi eserler onurla götürülebilir. Sanatçının yedi albümünün peşrevler, saz semaileri, longalar ve sirtolar etrafında kurulmuş olması bir tesadüf değil, bu sorunun cevabıdır.
Gazete kupürleri
Klasik Türk Müziği'ni piyano gibi bir Batı sazıyla aslına ve usullerine uygun yorumlayan…
Milliyet İstanbul · "Boğaziçi'nde müziğin renkleri" · 23 Haziran 2000
Boğaziçi Festivali kapsamında Emirgan Beyaz Köşk'te verdiği Klasik Türk Müziği piyano resitalini duyuran haber, sanatçının yolunu birkaç satırda özetliyor: yedi yaşında başlayan piyano eğitimi, sonrasında klasik Türk musikisine geçiş, yedi yıl süren çalışma ve piyano, piyano-keman, piyano-ud kayıtlarından oluşan albümler.
Arşivdeki diğer kupürler
Repertuvarındaki besteciler
Bazı bilgiler
Sahne aldığı salonlar
Sizin yorumlarınız
Bu bölüm dinleyicilerin kendi sözlerine ayrıldı. İlk yorumu siz bırakın.